top of page

Büyük Şehirlerden Kaçış




Büyük şehirler her zaman bir ekonomik faaliyet, kültürel çeşitlilik ve sosyal canlılık merkezi olmuştur. Bununla birlikte son yıllarda, insanların büyük şehirlerden daha küçük kasabalara ve kırsal alanlara doğru hareket etme eğilimi olduğu gözlemleniyor. Gündem değerlendirildiğinde, bu eğilimin artmasında doğal afetler, ekonomik sebepler ve uzaktan çalışma modeli gibi nedenler gösterilebilir.

Yaşam maliyeti: İnsanların büyük şehirleri terk etmesinin ana nedenlerinden biri yaşam maliyetlerinin yüksek olmasıdır. İstanbul gibi büyük şehirlerde barınma, ulaşım ve temel ihtiyaçların maliyeti hızla artıyor. Sonuç olarak, birçok insan arzuladıkları yaşam tarzını karşılayamaz veya gelecekleri için para biriktiremez hale geliyor. Buna karşılık, daha küçük kasabalar ve şehirler genellikle daha düşük bir yaşam maliyeti sunarak insanların finansal hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıyor.


Yaşam kalitesi: Büyük şehirlerden göçe katkıda bulunan bir diğer faktör, daha yavaş bir yaşam temposu arzusudur. Şehirlerde insanlar genellikle uzun saatler boyunca çalışarak, trafik ve kalabalıkla uğraşarak stresli bir yaşam sürerler. Buna karşılık, daha küçük bölgelerde doğa ile bağ kurmak için daha fazla fırsat vardır. Bu özellikle daha iyi bir iş-yaşam dengesi ve boş zaman aktiviteleri için daha fazla zaman arayan insanlara çekici gelebilir.


İş imkanı: COVID-19 salgını sonrasında birçok insan iş fırsatlarına erişmek için uzaktan çalışabileceklerini ve artık büyük bir şehirde yaşamanın kariyer için zorunlu olmadığını fark etti. Bu durum, insanlara daha yüksek bir yaşam kalitesi fırsatı sunan küçük kasabalara ve şehirlere taşınmaya olan ilgide de artışa yol açtı.


Suç oranlarının fazlalığı ve güvenlik endişeleri : Büyük bir şehirde yaşamak, daha yüksek suç oranları ve doğal afet potansiyeli dahil olmak üzere güvenlik endişelerini de beraberinde getirmektedir.


Sağlık sorunları: Hava kirliliği, trafik, gürültü kirliliği ve diğer çevresel faktörlerin sağlık üzerinde olumsuz etkisi olduğu bilinmektedir. Daha temiz hava, sessiz çevre ve açık hava aktiviteleri için daha fazla fırsata sahip alanlar, büyük şehirlerde az olması nedeniyle önemli olmaya başlamıştır.


Sosyal İzolasyon: İronik görünse de, büyük bir şehirde yaşamak bazen yalnız hissettirebilir. İnsanlar çevresindeki insan kalabalığına rağmen topluluğundan kopuk ve sıcak ilişkiler kurma konusunda eksik bir yaşam sürmektedir.

 

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2021 iç göç istatistiklerine göre Türkiye'nin göç haritasında İstanbul ve İzmir'den kaçışın yüksek olduğu görülmektedir.

İlk sırada 408 bin 165 kişi ile İstanbul en çok göç veren il olurken; onu 165 bin 604 kişi ile Ankara ve 109 bin 470 kişi ile İzmir takip etti.

Kahramanmaraş depremi sonrasında Türkiye'de iç göç üzerine yoğunlaşan görüşlerde bir artış gözlemlenmektedir. İstanbul'da yaşayanlar bu mega şehri terk etme isteği duyarken; eski yapıların hala çoğunlukta olduğu risk bölgeleri olan Kadıköy, Avcılar, Beylikdüzü, Bağcılar, Sefaköy gibi ilçelerde deprem göçü yoğunlaşmaya başlamıştır.

Yaşanan Kahramanmaraş depremi sonrasında, İstanbul'da beklenen deprem, yüksek riskli ilçelerde taşınma oranlarının artmasına neden olmaktadır.


(TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan, Kahramanmaraş depremi sonrası insanların oturdukları ev ve semtleri ciddi şekilde sorgulamaya başladığını vurgulayarak “Bu sorgulamalar hem iç göçe hem de dış göçe neden oldu.” şeklinde açıklama yapmıştır.

Ipsos araştırması sonuçlarının da bu görüşü destekler nitelikte olduğunu belirten Akdoğan, “Araştırma, insanların yüzde 60 ila 70’inin daha sağlam bir eve geçmek istediğini ortaya koyuyor. Yani ekonomik koşullar iyi olsa, bu insanların önemli bir kısmı çok daha hızlı bir şekilde müstakil bir yaşama ya da tepelere doğru daha sağlam binalara geçecektir. Ancak şu anda sadece ekonomik şartları iyi olanlar bu hareketliliğin içinde.” demiştir.



keİKen Danışmanlık olarak 1026 kişinin katılımıyla Linkedin üzerinden gerçekleştirdiğimiz anket sonuçları değerlendirildiğinde, katılımcıların %82'sinin tüm uygun şartların sağlanması halinde İstanbul'dan taşınmak istedikleri gözlenmiştir. Aynı zamanda İstanbul'da yaşama konusunda %7 kararlı, %11 kararsız bir kesim olduğu görülmüştür.

Yapılan anket sonucunda uygun şartlar sağlandığı takdirde başka şehirlere taşınma konusunda çok ciddi bir talep gözlemlenmiştir. Bu şartlar tabii ki ağırlıklı ekonomik ve sosyal içerikleri barındırmaktadır. Bugün birçok şirket için faydalanılması, istedikleri bölgelerde işletmelerini büyütmelerine ya da kurmalarına imkan sağlaması için çeşitli ekonomik destekler (devlet ve özel kuruluş destekleri ve teşvikleri) bulunmaktadır. Büyük şehirler dışında farklı şehirlerde kurulan yeni işletmeler aracılığıyla hem o şehirlerin kalkınması sağlanacak hem de büyük şehirlerden göçmek isteyen ama işini bırakamayan çalışanlar için de büyük bir fırsat sağlanmış olacaktır. Bunun gibi büyük bir yatırım yapılamıyorsa bile özellikle pandemi döneminde olduğu gibi uzaktan çalışma imkanı olan pozisyonlar için tekrar planlama yapılarak çalışanların istedikleri yerlerden çalışmalarına destek verilmelidir. Bunlara ek olarak, özellikle yurtdışı iş imkanı olan şirketler için, çalışanlarının coğrafi mobilitesine destek vermek de bu ihtiyaç için uygun adımlardan biri olabilir


Yapılan diğer araştırmalar, özellikle genç jenerasyonun pandemi sonrasında hızla yükselen bir oranla daha küçük şehirlere taşındığını göstermektedir. Türkiye'de gözlemlenen bu durum, Amerika ve Almanya gibi büyük ülkelerde de yaşanmaktadır.

Finansal planlama web sitesi SmartAsset, Sayım Bürosu'nun 2019 yılında yapılan Amerikan Topluluğu Anketi'nden elde edilen en son verileri kullanarak, 25-39 yaş aralığında bulunan Y kuşağının, New York ve Chicago gibi büyük şehirlerden Teksas, Colorado, Washington ve Arizona gibi eyaletlere taşındığını göstermiştir. Bu bulguların arkasında yatan sebep, ev ve yaşam maliyetlerinin yüksek olmasıdır.

Pandemi sonrasında uzaktan çalışma olanağı sayesinde her sene artan bir hızla devam eden bu akım, önümüzdeki yıllarda küresel işgücünü şekillendirmeye devam edecek gibi görünüyor.


Daha yaşanabilir şehirler yaratmak ve nüfus yoğunluğunun yarattığı problemleri çözebilmek adına şirketlerin çalışanlarına uzaktan çalışma imkanı tanıması, coğrafi mobilite imkanı sunması ya da farklı şehirlerde farklı iş alanları yaratması son derece önemlidir.


Sonuç olarak, büyük şehirlerden küçük kasabalara ve şehirlere göç; yüksek yaşam maliyeti, doğal afetlerle ilgili endişeler, daha yavaş bir yaşam hızı arzusu ve uzaktan çalışma fırsatları gibi faktörlerin etkisiyle artan bir eğilimdir. Bu eğilim bireyler için birçok fayda sağlayabilirken, daha geniş etkileri dikkate alınarak ekonomik büyümeyi ve sosyal eşitliği teşvik edecek şekilde yönetilmesini sağlamak gerekmektedir.





Kaynaklar


60 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page