top of page

Yapay Zeka: Yeni İş Arkadaşımızla Oryantasyon Süreci

Güncelleme tarihi: 16 Nis

Yeni üretim girdimiz yapay zeka tüm dünyanın konuştuğu gibi birçok çalışanı işsiz mi bırakacak? Yoksa hala sınırları tahmin edilemeyen yeni iş imkanları mı sunacak?



Geçmişten günümüze insanın gelişen teknolojiler ile ilişkisini inceleyen pek çok araştırmacı özellikle makinelerin insan işlerini elinden alabileceğine dair geniş bir kaygı ortamının hakim olduğuna yönelik görüşleri ve araştırmaları ortaya koymuştur. Özellikle sanayileşme ile başlayan ve insan gücünün yerini makinelerin alabilme potansiyeline ilişkin korku; çalışanları zaman zaman farklı davranış biçimlerine dahi sürüklemiştir. Kaldı ki makineleşme ile birlikte pek çok mesleğin yok olmaya başladığı ve özellikle insan gücüne olan ihtiyacın belirli noktalarda ortadan kalktığı da su götürmez bir gerçektir. Her ne kadar olumsuz sonuçlar doğurmuş olsa da beraberinde yeni mesleklerin ve buna paralel olarak yeni yetkinliklerin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkaran bu süreç, insan gücünün yeniden farklı formlarda ortaya çıkmasına ve üretim sahnesinde yeni haliyle var olmasına yol açmıştır. Teknolojilerin gelişmesi ile ortaya çıkan bilgi toplumu ise sanayileşme sonrasında gördüğümüz yeni bir çalışan profilini ortaya koymaktadır.


Özellikle internet tabanının gelişmesiyle birlikte verinin önemi artmış; eskiden çok fazla bürokrasi gerektiren süreçler artık çok daha kısa yoldan halledilebilir hale gelmiştir. Bir diğer açıdan ise, insan eliyle yapılan hatanın işteki payının yapay zeka ve türevi araçlarla en aza indirilmesidir; kaldı ki işletmelerin temel hedefinin kar maksimizasyonu olduğu bir vizyon tahtasında hata payının düşüklüğü son derece önemli bir kriteredir. Ve son olarak hız... Küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin kilit kavramı, bir nevi bel kemiği: Hız. "1 işçi bir işi 1 saatte yapıyorsa 2 işçi kaç saatte yapar?" denklemindeki ikinci hatta birinci işçinin yerini alan yapay zeka; 1 işçinin 1 saatte yaptığı işi minimize ederek belki de dakikalara indirebiliyor ve saatler içinde ürettiğiniz bir çıktıyı size birkaç katına kolayca katlayabiliyor. Bakıldığında bilgiye ulaşım yolunun kısalması, bilgi alıcısı ile göndericisi arasındaki farklı meslek gruplarının kaybolmasına sebebiyet vermiştir ve bu doğal bir süreçtir. Ancak her yenilik bir eskimeye sebep olduğu gibi, her eskime de bir yeniliğin kapısını aralar.


"Rekabet dünyasında iki seçeneğiniz vardır. Ya kaybedersiniz ya da kazanmak istiyorsanız değişirsiniz." Lester C. Thurow


Teknolojik gelişmeler mesleklere ne yaptı? Nereden alıp, nereye götürdü? Değişen dünyada "Biz şimdi neyiz?" çılgınlığı.


Teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok alandaki değişim kaçınılmaz hale geldi ve bu baş döndürücü değişim her gün bir sonrakini hızla eskiterek yerini yenilerinin almasına; yerine gelen yenisininse hızla eskimesine ve bir yenisinin daha eklenmesine neden oldu. Bütün bu yeni-yenilenme-yenilik ve hızlı eskime terazisi haliyle bizlerin de hayatlarını bazen olumlu, bazen olumsuz yönde etkiledi.


Bu yeni dünya düzeni aklımızda cevaplanması gereken pek çok soru işareti bırakıyor değil mi? Mesela; "Peki bu baş döndürücü hız karşısında meslekler, iş yapış şekilleri ve yetkinlikler nerede duruyor? İşimi kaybedecek miyim? Yapay Zeka işimi elimden alacak mı? İşsiz mi kalacağım? E şimdi ben ne olacağım? Bu hıza ayak uydurabiliyor muyum yoksa sistemin dışında mı kalacağım? Sistemin içerisine nasıl gireceğim? Ne öğrenmem gerekiyor? Kim olmam gerekiyor? Ben kimim ve burada ne yapıyorum?" Wake Up Neo:)



Bu kaygının temelini tarihe dayandırır, birkaç yüzyıl geriye; 18. yüzyılın son dolaylarına; 1760lı yıllara gider ve Sanayi Devrimi'ne bakarsak esasen kaygının işçilere nereden geldiği ile ilgili bilgi sahibi olabiliriz. Kısaca söz etmek gerekirse; buhar motorunun hayatımıza girişi ve fabrikaların kurulması ile gelişen yeni bir Sanayi Devrimi ve beraberinde tarımdan endüstriye kayan çalışmanın temeli ve insan-makine ilişkilerinin ortaya çıkışı... Değişim, dönüşüm ve yeni bir çalışan sınıfı... Peki korku bunun neresinde? Korku; makinelerin fiziksel gücün yerini almasında esasen tam olarak. Ve getirdiği işsizlik... Peki zaman geçtikçe ve bilgisayar tabanlı sistemler yaygınlaştıkça bize ne oldu? Biz neden korktuk? Temel bir mantıkla bakarsak, bizler de 18. yüzyıl insanları ile aynı şeyden; elimizden işlerimizi alan teknolojik araç/gereçlerin nihayetinde bizleri işsizliğe, açlığa ve yoksulluğa sürükleyeceğinden korktuk. Basit bir örnekle; bir işletmede arşiv işlerine bakan bir çalışanın gerekli bir dosyayı bulması saatlerini alabilecekken; dosyanın bilgisayar ortamına aktarılması ile bilgi alıcısı dosyaya çok daha hızlı ve insan gücüne ihtiyaç duymadan ulaşabildi. Arşivcilik mesleği örnekte ortadan kalkmaktadır ve bu koşulsuz bir gerçektir, kaldı ki bu kendi dönemi için son derece kaygı verici bir durumdur, ancak yerini bilgisayarlara veri girişi yapan ve bu verilerin korunmasında rol oynayan yeni çalışan profili almıştır.


Görünen o ki, korkutucu bir gerçek olduğu kadar tarihe tanıklık eden anlarda bir şekilde hayatımıza girmiş ve süreçte kaçınılmaz olarak yollarımız kesiştiği teknolojik gelişmeler, başlarda yarattığı hezimeti bir başka kapı aralayarak onarmakta. O halde, özellikle iş gücü piyasalarındaki değişim ve dönüşüm süreci kendi dengesini er ya da geç bulmaktadır demek yanlış olmayacaktır.


Peki 21. yüzyılın Yapay Zeka gerçekliği ile nasıl yüzleşmeliyiz gelin bir göz atalım.


Yapay Zeka Gerçekliği ile Nasıl Yüzleşmeliyiz? "Çalışma Yaşamımıza Eşlik Eden Yeni İş Arkadaşımız"


Yapay Zeka (AI)'nın çalışma yaşamı içerisindeki konumuna baktığımızda birçok farklı sektör ve iş gücü piyasasında ikame edilebilir bir girdi olarak konumlandığından söz edebiliriz. O halde, öncelikle Yapay Zeka (AI)'nın artık bizlerden ayrılmaz bir parça olduğunu ve yukarıda da verdiğimiz kısa örneklerdeki gibi dezavantajları olduğu kadar avantajları olduğunu da kabul etmemiz gerekmekte. Bu yeni iş arkadaşıyla aramızdaki örgütsel arkadaşlık ilişkisini tanımlamak için yapılmış pek çok çalışmaya bizler de bir katkı sağlayarak Linkedin hesabımız üzerinden bir "Yapay Zeka ile Çalışan İlişkileri" anketi uyguladık. Aşağıda değineceğimiz David Green'in makale derlemesinden oluşan ve birden fazla değerli İnsan Kaynakları (İK) profesyonelinin de araştırmalarını destekler nitelikte; artık korkan değil, uyum ve ahenk içinde Yapay Zeka ile yaşayabildiğimiz "denge" evresine nihayet geçiş dönemine girdiğimizi anket sonuçlarının desteklediği sonucuna ulaştık. 126 katılımcı ile gerçekleşen ankette; ankete katılanların %59'u "Yapay zekanın işinizi elinizden alabileceğini düşünüyor musunuz?" sorusuna "Hayır" yanıtını vermiş; %30'u "Evet" ve %11'i ise "Kararsızım" cevabını vermiştir.



Yapay zeka bir araçtır. Nasıl konuşlandırılacağına dair seçim bizimdir. - Ören Etzioni

Yapay Zeka (AI)'ya karşı daha cesaretli olduğumuz yeni dönemde bakalım İnsan Kaynakları (İK) profesyonelleri bizlere bu yeni iş arkadaşımızla birlikte çalışabilmemiz için bizlere, İnsan Kaynakları (İK) departmanlarına ve işletmelere neler öneriyor. Gelin bir göz atalım.


David Green'in "20 Best Articles on People Analtyics February 2024" adlı çalışması birçok İnsan Kaynakları (İK) profesyonelinin "Yapay Zeka ve Çalışma Yaşamı" teması etrafında şekillenen çalışmalarını kapsıyor.


Çalışmalarda; çalışma yaşamının geleceği, İnsan Kaynakları departmanlarının odaklanması gereken noktalar, işlerin yeni odağı, verimlilik yöntemlerindeki değişimler ve Yapay Zeka (AI)'nın bu süreçlerde yarattığı dönüşüm ve konumuna ilişkin önemli bilgiler yer alıyor.


Deloitte tarafından hazırlanan "2023 Küresel İnsan Kaynakları Trendleri" raporu, liderlerin küresel ekonomik ve sosyolojik zorluklarla başa çıkma yöntemlerini ve insan kaynakları politikalarının hangi yöne evrileceğini incelemektedir. Deloitte'un 2024 Küresel İnsan Sermayesi Trendleri raporunun açılış sözleri, iş yaşamının geleneksel tanımlarından uzaklaştığını ve işin artık belirli işlerle sınırlı olmadığını, işyerinin tek bir fiziksel mekanla sınırlı olmadığını ve birçok çalışanın geleneksel tanımıyla uyumlu olmadığını vurgulamaktadır. Ayrıca, insan kaynaklarının artık tek başına bir işlev olmadığına işaret edilmektedir.


Ernest Ng'in "İnsan Kaynakları (HR) departmanının 2024'te odaklanması gereken en önemli konular nelerdir? " adlı çalışmanın geleceği ve İnsan Kaynakları alanındaki odak noktalarına ilişkin makalesinde, gelecek yıl için çeşitli tahminlerde bulunurken, verimliliği artırmayı, yapay zekayı iş süreçlerimize entegre etmeyi ve çalışanların değişimi yönlendirmelerini desteklemeyi birleştirmeye vurgu yapmaktadır. Bunlar:


  1. Verimliliği Artırma ve Temellere Dönme

  2. İş Yapma Şeklimizde Yapay Zeka Odaklı Değişiklikler

  3. Çalışanların Değişimi Yönlendirmelerine Yardımcı Olma

Allison Baum Gates, "2024'te Sağlık, Servet ve İş Dünyasının Geleceği İçin Altı Tahmin" adlı makalesinde öngörülerini paylaşarak şunu belirtiyor: "Yapay zekanın 2024'teki temel etkisi, beceri odaklı organizasyonlara geçişi hızlandırmak olacak."


Oliver Wyman Forum'un "Üretken Yapay Zekanın İşin Geleceğini Nasıl Değiştirdiği" adlı çalışmasına göre, farklı sektörlerde, yapay zeka insan becerilerini artık destekliyor. Hukuk firmaları bu teknolojiyi dava hukukunu sentezlemek için kullanırken, pazarlamacılar hedeflenmiş kampanyalar için bu potansiyeli değerlendiriyor.


The Burning Glass Institute 'in "Üretken Yapay Zeka ve İş Gücü" raporuna göre, GenAI'nin birçok rolü etkileyeceği öngörülüyor. Ancak, etki genellikle görevleri otomatikleştirmekten ziyade çalışanların üretkenliğini artırmak ve iş rollerinin tanımını değiştirmek olacak. İş gücü azalmaları yaygınlaşabilir, ancak bunun nedeni makinelerin insanları tamamen değiştirmesi değil, ekonomik büyümenin işçi üretkenliğinin gerisinde kalması olabilir. GenAI'yi erken benimseyenler artan üretkenlik görebilir, ancak bu artış talepteki artışla aynı hızda olmayabilir, bu da birçok endüstride aşırı istihdamı getirebilir. Kesintiler geçici olabilir, kurumsal karlar artabilir, fiyatlar düşebilir ve yeni işler yaratılabilir.


Upwork'ün "Üretken Yapay Zeka İşin Geleceğine Nasıl Değer Katıyor?" adlı çalışmasında yer alan bilgiye göre, teknolojik ilerleme, işgücünü nasıl etkilediği konusu uzun süredir tartışılan bir konudur. Acemoglu ve Restrepo (2019), teknolojik ilerlemenin, başlangıçta iş kaybına neden olabilecek belirli görevlerin otomatikleştirilmesine rağmen, yeni görevlerin yaratılmasıyla kazanç sağladığını savunuyorlar. Bu, işgücü piyasasında bir dinamik etkinin olduğunu gösterir. Yeni teknolojilerin girişiyle birlikte iş kayıpları ilk başta belirgin olsa da, yeni işler ve görevler oluşturulduğunda, kazanç sağlama eğilimi artar. Bu dinamik süreç, genel işgücü piyasasında yıllar alabilir, ancak bağımsız iş pazarı gibi hızlı ve aktif platformlarda bu geçişin zaten başladığı gözlemlenebilir.


Harward Business Review'de yayınlanan ve George Westerman, Sam Ransbotham ve Chiara Farronato tarafından kaleme alınan "Çözmeye Çalıştığınız Probleme Uygun Yapay Zeka Yaklaşımını Bulun" adlı çalışmasında; "Teknolojiye takılıp kalmak yerine, odaklanılması gereken sorunlara odaklanın." diyor. GenAI gibi bir aracın tüm sorunları çözeceği düşüncesi yanıltıcı olabilir. Önemli olan, şirketinizde generatif yapay zekayı nasıl kullanacağınıza değil, neyi başarmak istediğinize odaklanmaktır. Yapay zeka, keşfetme, tahmin etme, optimize etme ve önerme gibi alanlarda yardımcı olabilir; ancak her problem yapay zeka ile çözülecek bir problem değildir. Bu nedenle, probleme odaklanarak ihtiyacınız olan aracı belirlemek daha önemlidir." diyor. Yine Harward Business Review'de yayınlanan Tomas Chamorro-Premuzic'ın çalışması olan "Çalışanlarınızı GenAI ile Uyumlu Hale Getirmenin 7 Stratejisi" adlı makalesinde liderlere ve yöneticilere yapay zeka ile çalışanların nasıl uyumlu hale getirilebileceği ile ilgili önemli tüyolar vermekte.


Martha Curioni' nin "Açıklanabilir Yapay Zeka İK İçin Neden Önemli?" isimli çalışmasında dünya genelindeki şirketler, İK süreçlerine yapay zeka entegrasyonun ve genişletilmesini hedefleyerek, yerleşik yapay zeka içeren İK teknolojilerini satın alarak, insan analitiği ekiplerine katılarak yahut destekleyerek veri bilimcilerini işe alarak çözümler aramaktadır.

İnsan Kaynakları (İK) alanında yapay zekanın çeşitli kullanım alanları bulunduğundan söz ettiği makalesinde Curino, bu tür çözümlerin açıklanabilir yapay zeka ile birlikte sunulmasının ve bunların bir şirketin İnsan Kaynakları (İK) süreçlerine entegre edilmesinin öneminin nedenlerini ele almayı amaçladığını bildiriyor.


"ChatGPT4 ve Tableau Kullanarak Zaman İçinde Öncelikli Rol Yetkinlik İhtiyaçlarını Belirleme" başlıklı makalede, AWS'de iş gücü stratejisti olan Scott Reida, bir organizasyondaki temel roller için mevcut ve gelecekteki gelişmeleri belirleyerek yetenek zekasını desteklemek için ChatGPT'nin pratik ve teknik bir rehberini sunuyor. Scott, bir veri bilimci beceri setini kullanarak ChatGPT'nin çıktılarını Tableau'da on yıllık bir zaman diliminde görselleştiriyor.


Brent Dykes'in Forbes Dergisi'ndeki "Yapay Zeka Neden Tüm Veri Kültürü Sorunlarınızı Çözmeyecek?" adlı makalesinde, veri odaklı bir kültür oluşturmanın ne kadar önemli olduğuna değiniliyor. Birçok şirket için güçlü bir veri kültürünün, kurumsal karar alma süreçlerini geliştireceğine inanılıyor. Buna karşılık, veri odaklı bir kültür oluşturmanın karşılaşılan zorluklarını ele almak kolay değil. Yapay zeka teknolojisinin bu zorlukları aşmada yardımcı olabileceği düşünülüyor; ancak, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, teknik sınırlamalar değil, kültürel ve insan kaynaklı zorluklar daha büyük bir engel teşkil ediyor. Son dönemlerde yapılan araştırmalar, şirketlerin veriye dayalı bir kültür oluşturma konusundaki çabalarının arttığını ortaya koyuyor ve bu artışta, yapay zeka teknolojisinin etkisinin olduğuna inanılıyor; fakat, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını unutmamak gerekir. Çalışmada, güçlü bir veri kültürü oluşturmanın, güçlü liderlik desteği ve yeterli kaynak tahsisi gerektirdiğini düşünülüyor.


Yapay Zeka ile İşlerin Değişen Yüzü "Kaçınılmaz Değişim"


Değişiyor, gelişiyor ve öğreniyoruz; tıpkı yaşam yolculuğumuz gibi değil mi? Çalışma yaşamının hem bugün hem de geçmişte hayatımızın önemli bir alanını kapsadığı ve temel yaşam fonksiyonları için dahi son derece önem arz ettiği dünyamızda değişimleri yakalamak ve ayak uydurmak son derece önemli bir yere sahip. Gereklilikleri görebilmek, onları algılayabilmek, kendimizi ve organizasyonlarımızı bu gerekliliklere göre organize edebilmek özellikle ekonomik sistemin içerisinde kalmak ve demode hale gelerek yaşam yolculuğunu sonlandırmamak için son derece önemli. Kaldı ki çalışma yaşamının dışına itilmiş bazı çalışan profillerinin ve faaliyetlerini sonlandırmış birçok işletmenin de yaşadığı bu kaybın temelinde değişme gösterilen direnç ve Yapay Zeka (AI) korkusu yer almakta. Buradan hareketle özellikle çalışanların uyum yetenekleri kendilerini ekonomik sistemin içerisinde tutabilmek için önemli bir ayraç görevi gördüğünü söylemek yanlış olmayacaktır

.

"Değişimin sırrı, tüm enerjinizi eskiyle savaşmaya değil, yeniyi inşa etmeye odaklamaktır” — Sokrates

O halde gelin, Dünya Ekonomik Forumu'nun "Future of Jobs 2023-2027" adlı raporuna bir göz atalım. "Future of Jobs" raporu, Dünya Ekonomik Forumu tarafından düzenli olarak yayınlanan bir rapordur. Bu rapor, küresel iş gücündeki değişimleri ve gelecekteki istihdam trendlerini analiz eder. Rapor, otomasyon, yapay zeka ve diğer teknolojik ilerlemelerin iş dünyasını nasıl etkilediğini ve gelecekte hangi becerilerin daha fazla talep göreceğini belirlemeye çalışır. Ayrıca, bu değişimlerin işgücü piyasasına, işgücü hazırlığına ve iş yerlerindeki çalışma koşullarına olan etkilerini de değerlendirir. Bu rapor, iş dünyasının gelecekteki ihtiyaçlarına uyum sağlamak için politika yapıcılar, işverenler ve bireyler için önemli bir kaynak olarak kabul edilir.


İşin Geleceği Anketi 'nin "Teknoloji Benimsemenin İşlere Beklenen Etkisi Nedir?" başlıklı araştırmasında, teknolojiyi benimsemenin istihdam üzerindeki beklenen etkisi inceleniyor. Önümüzdeki beş yıl içinde hemen hemen tüm teknolojilerin iş yaratıcı olması bekleniyor. Büyük veri analitiği, iklim değişikliği ve çevre yönetimi teknolojileri ile şifreleme ve siber güvenlik, iş büyümesinin en büyük iticileri olarak öne çıkıyor. Buna karşılık tarım teknolojileri, dijital platformlar ve uygulamalar, e-ticaret ve dijital ticaret ile yapay zeka(AI) gibi teknolojilerin önemli bir kısmı iş gücü piyasasında bozulmaya neden olacağı öngörülüyor. Bu durumda, bazı işlerin otomatikleştirilmesi ve iş kaybı yaşanırken, diğer alanlarda iş büyümesi bekleniyor. Özellikle, robotlar konusunda endişeler var; insan benzeri veya olmayan robotların istihdam üzerinde genel olarak olumsuz bir etkiye sahip olması bekleniyor. Endüstriler arasında teknoloji benimseme eğilimleri farklılık gösterse de, elektronik ve kimyasal ile gelişmiş malzemeler endüstrileri yeni teknolojilere daha açıkken, iş hizmetleri, sigorta ve emeklilik yönetimi gibi endüstriler daha temkinli görünüyor. Özellikle çevre yönetimi ve artırılmış sanal gerçeklik gibi teknolojilerin benimseme oranları endüstriler arasında büyük farklılık gösteriyor. Endüstriyel robotlar konusunda, elektronik, enerji teknolojisi ve hizmetleri ile tüketici malı endüstrileri en yüksek benimseme oranlarına sahipken; bilgi ve teknoloji hizmetleri ve petrol/gaz endüstrilerinde iş kaybı veya yaratımı konusunda farklı beklentiler var.

2023-2027 döneminde, 83 milyon işin kaybolması ve 69 milyon işin yaratılması öngörülmekte olup, bu da incelenen veri setindeki 673 milyon çalışanın %23'ünü oluşturan 152 milyon işlik bir yapısal işgücü piyasası devinimine karşılık gelmektedir. Bu, istihdamda 14 milyon işlik bir azalmaya işaret etmektedir, yani %2.

Kaynak: World Economic Forum, Future of Jobs Survey 2023


İşlerin Geleceği Raporu'nda yer alan bilgilere bakarak; belirli işlerin güncelliğini kaybedeceğini ve yerini yenilerinin alacağını 21. yüzyılın dünyası için de söylemek mümkün. Yapılan anketlerde elde edilen veriler doğrultusunda, "Evet, bazı meslekler ortadan kalkıyor." yorumunu yapmak hatalı olmayacaktır. Öte yandan "Ama yeni meslekler de ortaya çıkıyor." farkındalığını da benimsemek gerekir. Peki; değişimi özümseyip, sahneye çıkmaya artık hazırız; ama hangi rolle?


Gelin Rapor'un kazanmamızın gerekliği olduğu yetkinlikler hakkında bize neler söylediğine bakalım.


Bizden Hangi Yetkinlikler Bekleniyor? " 'Zaman mı Değişti yoksa Ben mi?' İkilemi"


Analitik düşünme, diğer tüm becerilerden daha fazla şirket tarafından temel bir beceri olarak kabul ediliyor ve ortalama olarak şirketler tarafından bildirilen temel becerilerin %9'unu oluşturuyor. Yaratıcı düşünme, dayanıklılık, esneklik ve çeviklik gibi üç öz-yeterlik becerisiyle birlikte önemli bir yer tutuyor. Öz-yeterlik becerileri arasında güvenilirlik ve detaylara dikkat etme, teknolojik okuryazarlık ön sıralarda yer alıyor. Temel becerilerin ilk onunda, diğerleriyle çalışma ile ilgili tutumları ve kalite kontrolü yer alıyor. Kalite kontrolü, işçi beceri setlerinin %5'ini oluşturmasına rağmen, özellikle belirli işletme grupları için önemli bir beceridir. Yönetim, katılım, teknoloji, etik ve fiziksel yetenekler gibi beceriler genellikle önemli kabul edilir. Temel beceri setleri genellikle sektörler arasında benzerlik gösterse de, bazı sektörlerde belirgin özellikler bulunmaktadır.



Kaynak: World Economic Forum, Future of Jobs Survey 2023.


Aşağıdaki şekil, işletmelerin beş yıl içinde çalışanlar için beceri önemindeki değişimi gösteriyor. Buna göre, karmaşık problem çözme yeteneğinin önemi artarken, yaratıcı düşünme ve teknoloji okur-yazarlığı da hızla gelişiyor. Öz-yeterlik becerileri, diğerleriyle çalışma becerilerinden daha hızlı bir şekilde artıyor ve merak, dayanıklılık ve motivasyon gibi sosyo-duygusal tutumlar da vurgulanıyor. Bazı becerilerin önemi azalma eğilimi gösteriyor, bunlar; okuma, yazma ve matematik gibi temel becerilerde bir düşüş gözlemleniyor. Etik becerilerin önemi ise artıyor; ancak bu yönde beceri eğitimine yönelik çabalar henüz yaygın değil.


Kaynak: World Economic Forum, Future of Jobs Survey 2023.


Şirketler, Yapay Zeka ve Büyük Veri gibi alanları, diğer temel becerilere göre beceri stratejilerinde daha yüksek bir öncelikle değerlendiriyorlar. Bu alanlara tahmini olarak eğitim çabalarının %9'unu ayırmayı planlıyorlar. Bu, yaratıcı düşünme gibi daha önde gelen becerilerden daha az stratejide yer alsa da, göründüğünde daha büyük bir etki yarattığını gösteriyor. Liderlik ve sosyal etki, diğer becerilere göre daha yüksek bir sıralama alıyor ve en önemli tutum olarak öne çıkıyor. İşletmeler, tasarım ve kullanıcı deneyimi, çevresel koruma, pazarlama ve medya ile ağlar ve siber güvenlik gibi becerilere de stratejik bir önem atfediyorlar, bunlar diğer becerilere göre daha yüksek bir öncelikle ele alınıyor.



Kaynak: World Economic Forum, Future of Jobs Survey 2023.


Nihayet...


Sonuç olarak hayatın her alanında olduğu gibi çalışma yaşamında ve dolayısıyla çalışan yetkinliklerinde bir değişime şahit olmamak kaçınılmaz... Farklılaşan dünyanın yeni trendi olan "değişim" beraberinde "dönüşüm"ü; dönüşüm ise "yeni kapıları" tarihin birçok sayfasında olduğu gibi bizlere aralamıştır. Pek çok İnsan Kaynakları (İK) profesyoneli bunu fark etmiş ve pek çok çalışanın ve işletmenin de bundan kaygı duyduğunu gözlemlemiş olacak ki yaptıkları araştırmalar ile kaygının çözümüne ilişkin ışık tutmak adına çalışmalar ortaya koymuşlar. Bununla birlikte Dünya Ekonomik Forumu'nun da yaptığı çalışma bizlere değişim rüzgarının üstümüze esmesine ve bizi farklı bir coğrafyaya götürmesine yarayacak bir yol haritası oluşturmak adına çalışmalarını ortaya koymuş. Artık bu yol haritasını kendi fırsatlarımıza; "eski bugün, yeni gelecek" dünyasına uyarlamak bizlerin elinde.





Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page